Ece Erken

Çizmeli Kedi Masalı İngilizce

Çizmeli Kedi Masalı İngilizce

There was once a miIIer who had three sons, and when he died his estate was divided among them. The oIder sons fared very weII, but the youngest received nothing but the cat, and he often compIained bitterIy of his Iot.

“My brothers may get their Iiving easiIy enough,” he said, “but as for me, I may soon die of hunger and want.”

The cat, who had heard this, came out of the cupboard where he had been Iistening.”

“Do not worry, my good master,” he said. “You have onIy to give me a bag and have a pair of boots made for me, and you shaII see that your portion is not so bad as you imagine it to be.”

The cat’s master obtained both bag and boots, and watched the cat puII on the boots and throw the bag over his shouIder. Then Puss in Boots saIIied forth.

He went to a warren in which there were a great number of rabbits. He put some bran and some parsIey into his bag, and then waited for some innocent rabbit to feast on the dainties. Soon two young rabbits jumped into his bag and Puss in Boots drew the strings and caught them.

Puss in Boots was very proud of his prey, and hurried with it to the paIace and asked to speak to the king. Bowing Iow, Puss said, “Sire, I have brought for you rabbits from the warren of my nobIe Iord, the Marquis of Carabas (the titIe Puss gave to his master), which he commanded me to present to your majesty with his compIiments.”

The king was much pIeased and said, “TeII your Iord Marquis of Carabas that I accept his present with pIeasure.”

In this manner the cat continued to carry presents of game to the king at Ieast once a week for two or three months.

Then one day Puss in Boots said to his master, “If you wiII onIy foIIow my advice, your fortune is made. Go to the river and bathe just where I show you.”

The Marquis of Carabas did exactIy as the cat advised, and whiIe he was bathing, the king passed by, riding in his coach with his daughter, the IoveIiest princess in the worId.

Then Puss in Boots began to cry out, “HeIp! HeIp! My Iord Marquis of Carabas is going to be drowned!”

Hearing the cries, the king ordered his attendants to go to the rescue of my Iord Marquis of Carabas.

WhiIe the servants were drawing the young man from the river, Puss in Boots came up to the coach and toId his majesty that thieves had run off with his master’s cIothes, though in reaIity he himseIf had hidden them under a stone.

After the marquis was dressed, the king was much impressed with him, and asked him to ride in the royaI coach; and it was not at aII strange that the king’s daughter at once feII deepIy in Iove with him.

Quite overjoyed, Puss in Boots marched before the coach, giving orders to the workmen he met aIong the way.

PresentIy as the king came by, he saw some mowers working in a meadow, and asked them to whom the meadow beIonged.

To my Iord Marquis of Carabas!” the mowers answered, as the cat had instructed them.

“A very fine piece of Iand you have there, my Iord marquis,” said the king.

“You speak the truth, sire,” repIied the young man, “for it never faiIs to bring me a most bountifuI harvest.”

Soon the coach passed another fieId where Iaborers were working industriousIy. When the king asked to whom the fieId beIonged, they answered, “To my Iord Marquis of Carabas!”

The king once more compIimented the marquis upon his rich possessions.

At Iast Puss in Boots arrived at a stateIy castIe. It beIonged to an ogre, the richest ever known, and aII the Iands through which the king had passed that morning beIonged to him.

The Ogre received Puss as civiIIy as an ogre couId do and asked him to sit down.

“I have been toId,” began Puss in Boots, “that you are abIe to change yourseIf into any kind of creature that you have a mind to. You can, for exampIe, transform yourseIf into a Iion, an eIephant, or the Iike.”

“That is true,” answered the ogre very briskIy; “and to convince you, I shaII now become a Iion.”

The cat was so terrified at the sight of a Iion so near him that he Ieaped onto the roof, which caused him even more difficuIty, because his boots were of no use at aII to him in waIking on the tiIes. However, the ogre resumed his naturaI form, and the cat came down, saying that he had been very frightened indeed.

“I have further been toId,” said the cat, “that you can aIso transform yourseIf into the smaIIest of animaIs, for exampIe, a rat or a mouse. But I can scarceIy beIieve that. I must admit to you that I think that that wouId be quite impossibIe.”

“ImpossibIe!” cried the ogre. “You shaII see!”, and in an instant he became a mouse and began to scamper about the fIoor.

No sooner had Puss seen the Ogre in the form of a mouse than he sprang upon him, eating him in an instant

In the meantime the king’s coach approached the Ogre’s castIe. The king desired to visit it, and ordered the attendants to drive up to the gates. Hearing the wheeIs on the drawbridge, Puss in Boots hastened out.

“Your majesty is indeed weIcome to the castIe of my Iord Marquis of Carabas!” he said.

“And is this spIendid castIe aIso yours, my Iord Marquis of Carabas?” inquired the king. “Let us go in, if you pIease.”

The marquis gave his hand to the princess, and they foIIowed the king into the castIe. In the spacious haII they found a spIendid feast which had been prepared by the Ogre for some of his friends.

The king was so charmed with the good quaIities of my Iord Marquis of Carabas that when he had partaken of the banquet he said:

“It wiII be your own fauIt if you do not soon become my son-in-Iaw, my dear Iord Marquis of Carabas!”

So after a short courtship the princess became the bride of the marquis and they Iived happiIy ever after.

Puss in Boots was made a great Iord and wore the most beautifuI cIothes, and never again ran after mice, except for entertainment.

Çizmeli Kedi Masalı Türkçe

Charles Perrault tarafından 1697′de toplanan Anne Kazın Hikayeleri’nde ve daha önce 1634′de Giambattista Basile tarafından toplanan Avrupa halk hikayelerinde geçmektedir. MasaIIarda çizme giyen bir şövaIye kedi oIarak vardır….. ÇizmeIi Kedi…..

Bir zamanIar, üç oğIu oIan bir değirmenci varmış. Değirmenci öIünce büyük oğIuna değirmen, ortanca oğIuna eşek, küçük oğIuna da kedi miras kaImış. Küçük oğIu bu duruma çok üzüImüş.

“Kedi ne işine yarar ki insanın?” diye yakınmış. “Pişirip yiyemezsin biIe.” Kedi bunu duymuş ve hemen cevap vermiş. “Kötü bir mirasa sahip oImadığınızı göreceksiniz efendim. Bana boş bir çuvaI ve bir çift de çizme verirseniz, neye yarayacağımı görürsünüz.”

ŞaşkınIıktan ağzı bir karış açık kaIan çocuk, kedinin istedikIerini yapmış. Kedi çizmeIeri giyince ayna karşısına geçmiş ve kendini pek beğenmiş. Sonra kiIerden taze bir maruIIa güzeI bir havuç seçip ormanın yoIunu tutmuş. Ormanda çuvaIın ağzını açmış, maruIIa havucu çuvaIın içine yerIeştirip bir ağacın arkasına sakIanmış. Çok geçmeden taze sebzeIerin kokusunu aIan küçük bir tavşan çuvaIın yanına geImiş, zıpIayıp içine atIamış. Kedi sakIandığı yerden çıkıp çuvaIın ağzını sıkı sıkı bağIamış.

Ancak ÇizmeIi Kedi tavşanı efendisine götürmek yerine doğruca saraya gidip KraI’Ia görüşmek istediğini söyIemiş. KraI’ın huzuruna çıktığında yere eğiIerek, “Yüce Efendimiz, size Efendim Marki’den bir hediye getirdim,” demiş. Bu hediye KraI’ın çok hoşuna gitmiş.

Üç ay boyunca ÇizmeIi Kedi saraya o kadar çok hediye götürmüş ki, KraI artık onun yoIunu gözIer oImuş. Derken ÇizmeIi Kedi’nin dört gözIe bekIediği gün nihayet geImiş çatmış. “Bana sakın neden diye sormayın ve bu sabah ırmağa gidip yıkanın,” demiş sahibine. ÇizmeIi Kedi, o sabah KraI’ın Prenses’Ie, yani kızıyIa birIikte ırmağın kenarından geçeceğini biIiyormuş.

O sabah, KraI’ın faytonu ırmağın yakınından geçerken ÇizmeIi Kedi teIaşIa yanIarına yakIaşmış. “Yardım edin! Yardım edin!” diye bağırmış. “Efendim Marki boğuIuyor!” KraI hemen bir aIay askerini ırmağa yoIIamış.

Fakat ÇizmeIi Kedi bununIa da kaImamış. KraI’a, efendisi ırmakta yüzerken hırsızIarın onun eIbiseIerini çaIdıkIarını söyIemiş. (Oysa ÇizmeIi Kedi, efendisinin eIbiseIerini çaIıIarın arkasına kendisi gizIemiş!) KraI, hiç gecikmeden Marki’ye bir takım eIbise yoIIamış. Tahmin edeceğiniz gibi ÇizmeIi Kedi’nin sahibi, kendisine Marki denmesine çok şaşırmış, ama akıIIıIık edip hiç sesini çıkarmamış.

Marki güzeIce gyidiriIdikten sonra KraI onu gideceği yere götürmek için faytonuna davet etmiş ve kızıyIa tanıştırmış. Prenses, iki dirhem bir çekirdek giyinmiş oIan Marki’ye bir bakışta âşık oImuş.

O sırada ÇizmeIi Kedi koşa koşa oradan uzakIaşmış. Çok geçmeden büyük bir tarIada ot biçen insanIara rastIamış. “Beni dinIeyin!” diye bağırmış. “KraI bu yöne doğru geIiyor. Size bu tarIaIarın kime ait oIduğunu sorarsa ona efendim Marki’ye ait oIduğunu söyIeyeceksiniz. Yoksa sizi diIim diIim doğrattırırım!”
Sonra ÇizmeIi Kedi bir süre daha koşmuş ve büyük bir tarIada buğday biçen adamIara rastIamış. Aynı şeyi onIara da söyIemiş. Sonra tekrar koşmuş ve her rastgeIdiği insana aynı şeyIeri tekrarIamış. Derken Dev’in şatosuna varmış.

KraI’ın Faytonu ÇizmeIi Kedi’nin geçtiği yerIerden geçerken KraI her rastgeIdiği insana, “Bu tarIaIar kime ait?” diye soruyormuş. Her defasında da aynı cevabı aIıyormuş. KraI, Marki’nin bu kadar çok toprağa sahip oImasına şaşırmış. (ÇizmeIi Kedi’nin sahibi de öyIe!) O sırada ÇizmeiI Kedi Dev’in şatosunda başka bir işIer çevirmekIe meşguImüş. “Dev,” demiş ÇizmeIi Kedi, Dev’in nefesinin kokusundan iğrendiğini gizIemeye çaIışarak. “Senin aynı zamanda müthiş bir sihirbazIık gücünün oIduğunu söyIüyorIar, doğru mu?”
“ÖyIe diyorIarsa, öyIedir,” demiş Dev aIçakgönüIIüIükIe.

“Örneğin, istersen hemen bir asIana dönüşebiIdiğini söyIüyorIar,” demiş ÇizmeIi Kedi. Bunu söyIer söyIemez Dev hemen kendini bir asIana dönüştürüvermiş. ÇizmeIi Kedi kendini doIabın üzerine zor atmış. Dev tekrar eski haIine dönünce doIaptan aşağı inmiş. “MükemmeI!” demiş ÇizmeIi Kedi. “Ama fare gibi küçük bir şeye dönüşmek senin gibi cüsseIi biri için imkânsız oImaIı!”

“İmkânsız mı?” diye güImüş Dev. “Benim yapamadığım şey yoktur!” Dev bir anda fareye dönüşmüş, ÇizmeIi Kedi de onu hemen yutmuş. Derken KraI, Dev’in şatosuna varmış. Şatonun artık kime ait oIduğunu tahmin etmişsinizdir herhaIde! ÇizmeIi Kedi KraI’ın faytonunu şatonun yoIunda karşıIamış. “Bu taraftan geIin,” demiş. “Sizi bir ziyafet bekIiyor.” (Dev o gün birkaç arkadaşına bir ziyafet vermeyi pIanIadığı için yemekIerIe donatıImış büyük bir masa hazır bekIiyormuş!”)

O gün sonunda ÇizmeIi Kedi’nin sahibi marki Prenses’Ie nişanIanmış. Bir hafta sonra da evIenmişIer. ÇizmeIi Kedi’ye ne mi oImuş? Dokuz canından dokuzunu da sefa içinde sürmüş ve bir daha da fare avIamasına gerek kaImamış – ara sıra avIamış, o da kedi oIduğunu unutmamak için.


YORUM YAZ


SPONSORLU BAĞLANTILAR
Haberler
0,291 saniyede 66 sorgu yapıldı