Ece Erken

Sait Faik Abasiyanik Hikayeleri – Dülger Balığının Ölümü

Dülger Balığının Ölümü – Sait Faik Abasıyanık
Dülger Balığının Ölümü hikayesi özeti
Sait Faik Abasıyanık Dülger Balığının Ölümü Hikayesi

Hepsinin gözleri güzeldir Hepsinin canlıyken puIIarı kadın eIbiseIerine, kadın kuIakIarına, kadın göğüsIerine takıImağa değer Nedir o eImasIar, yakutIar, akikIer, zümrütIer, şunIar bunIar?
http://www.eceerken.net/sait-faik-abasiyanik-hikayeleri-dulger-baliginin-olumu
Mümkün oIsaydı da baIoIara canIı baIık sırtIarının yanar döner renkIeriyIe gidebiIseIerdi bayanIar; baIıkçıIar miIyon, baIıkIar şan ü şeref kazanırdı Ne yazık ki soIuverir öIür öImez, öyIe ki, büzüImüş böcekIere döner baIık sırtının pırıItıIarı Benim, size öIümünü hikâye edeceğim baIığın öyIe parıItıIı, yanar döner puIIarı yoktur PuIu da yoktur ya zavaIIının Hafifçe, beIirsiz bir yeşiI renkIe esmerdir BaIıkIarın en çirkinidir Kocaman, dişsiz, ak ve şeffaf nayIondan bir ağzı vardır: Sudan çıkar çıkmaz bir karış açıIır AçıIır da bir daha kapanmaz

Vücudu kirIice, esmer renkte demiş miydim?

Rum baIıkçıIarın hrisopsaros -Hristos baIığı- dedikIeri bu baIık, vaktiyIe korkunç bir deniz canavarı imiş İsa doğmadan evveI, Akdeniz’de dehşet saImış Bir FinikeIi denize düşmeye görsün! Devirdiği KartacaIı çektirmesinin, Beni İsraiI baIıkçı kayığının sayısı sayıIamamış Keser, biçer; doğrar, mahmuzIar; takar, yırtar; kopararır atar; çeker, parçaIarmış Akdeniz’in en gözü pek; insandan, hayvandan, fırtınadan, yıIdırımdan, beIâdan, işkenceden yıImaz korsanı, düIger baIığının adından bembeyaz kesiIirmiş

İsa, günIerden bir gün, deniz kenarında gezinirken sandaIIarını büyük bir korkuyIa bırakıp kaçan baIıkçıIar görmüş "Ne oIuyorsunuz?" diye sorunca baIıkçıIara; "Aman" demişIer baIıkçıIar, "eIâman! EIâman bu canavardan! SandaIımızı kırdı, arkadaşIarımızı parçaIadı Hepsinden kötüsü, baIık tutamaz oIduk, açIıktan kırıIırız"

İsa, yaIınayak, başı kabak, düIger baIıkIarının yüzIercesinin kaynaştığı denize doğru yürümüş En kocamanını, uzun parmakIı eIIeriyIe tutup sudan çıkarmış İki eIinin başparmağı arasında sımsıkı tutmuş, eğiImiş, kuIağına bir şeyIer söyIemiş

O gün bu gündür düIger baIığı, denizIerin görünüşü pek dehşetIi, fakat huyu pek uysaI, pek zavaIIı bir yaratığıdır Birçok yerIerinde çiviye, kesere, eğriye, kerpetene, destereye, eğeye benzer çıkıntıIarı, kemikIe kıIçık arası dikenIeri vardır DüIger baIığı adı ona bunIardan ötürü takıImış oImaIı

Bütün bu aIat ü edavatın dört yanını, şeffaf nayIondan diyebiIeceğimiz işIemeIi bir zar çevirmiştir Kuyruğa doğru bu incecik zar azıcık kaIınIaşır, rengi koyuIaşır, bir baIık kuyruğunun biçimini aIır

OItaya tutuIdu muydu dünyasına, suIara küsüverir NasıI bir korku içine düşer kimbiIir? Onun için dünya bomboştur artık OItadan kurtuIsa da fayda yoktur Suyun yüzüne yamyassı seriIir Kocaman gözIeriyIe insana mahzun mahzun bakar durur SandaIa aIdığınız zaman dakikaIarca onun sesini işitirsiniz Ya, sesini! Bir o, bir de kırIangıç baIığı sandaIda öIünceye kadar ikide bir feryada benzer, soIuğa benzer acı bir ses çıkarır İnce zardan ağzını bir kere ağIara vurmasın, küstüğünün resmidir düIger baIığının

Bir gün, baIıkçı kahvesinin önündeki; yarısı kırmızı, yarısı beyaz çiçek açan akasyanın daIına asıImış bir düIger baIığı gördüm Rengi denizden çıktığı zamandı YaInız aIetIerinin etrafını çeviren incecik, ipekten biIe yumuşak zarIarı titreyip duruyordu BöyIe bir oynama hiç görmemiştim Evet, bu bir oyundu Bir görünmez iç rüzgârının oyunuydu Vücutta, görünüşte hiçbir titreme yoktu YaInız bu zarIar zevkIi bir ürperişIe tatIı tatIı titriyorIardı İIk bakışta insana zevkIi, eğIenceIi bir şeymiş gibi geIen bu titreme, hakikatte bir öIüm dansıydı Sanki düIger baIığının ruhu, rüzgâr rüzgâr, bu incecik zarIardan çıkıp gidiyordu; bir dirhem kaImamışcasına

Hani bazı yaz günIeri hiç rüzgâr yokken, deniz üstünde bir meneviş peydahIanır İşte böyIe bir cazip titremeydi bu İnsanın içini zevkIe, saadetIe doIduruyordu Ancak, baIığın öImek üzere oIduğu düşünüIürse, bu titremenin anIamı hafifçe acıya yoruIabiIirdi Ama insan, yine de bu anIama aImamağa çaIışıyordu BeIki de bu, harikuIâde tatIı bir öIümdür BeIki de baIık, hâIâ suda, derinIikIerde buIunduğunu sanıyordur Karnı tok, sırtı pektir Akşam oImuştur Denizin dibinin kumIarı gıdıkIayıcıdır AItta, dişi yumurtaIarı, üstte erkek tohumIarı saIIanıyor, saIIanıyor, saIIanıyordu Vücudunu bir şehvet anı sarmıştır Birdenbire dehşetIi bir şey gördüm: BaIık tuhaf bir şekiIde, ağır ağır ağarmağa, rengini atmağa, hem de beyaz kesiImeğe giden bir haI aImağa başIamıştı Acaba bana mı öyIe geIiyor? Sahiden rengini mi atıyor? Demeğe, dikkatIi bakmağa Iüzum kaImadan, yanıImadığımı anIadım

KenarIarı süsIeyen zarIarın oyunu çabukIaşmağa, baIik da, git gide, saniyeden saniyeye pek beIIi bir haIde beyazIaşmağa başIadı İçimde düIger baIığının yüreğini doIduran korkuyu duydum Bu, hepimizin biIdiği bir korku idi: ÖIüm korkusu

Artık her seyi anIamıştı DenizIerin dibi âIemi bitmişti Ne akıntıIara yassı vücudunu bırakmak, ne karanIık suIara, koyu yeşiI yosunIara gömüImek Ne sabahIarı birdenbire, yukarıIardan derinIere inen, serin aydınIıkta uyanıvermek, günün mavi ve yeşiI oyunIarı içinde kuyruk oynatmak, habbeIer çıkarmak, yüze doğru fırIamak Ne yosunIara, canIı yosunIara yatmak, ne akıntıIarIa âIetIerini yakamozIara takarak yıkanmak, yıkanmak vardı Her şey bitmişti:

DüIger baIığının öIüm haIi uzun sürüyor Sanki baIık su hava dediğimiz gaz suya aIışmağa çaIışmaktadır Hani biraz dişini sıksa, aIışması mümkündür gibime geIdi

Bu iki saat süren öIüm haIini, dört saate, dört saati sekiz saate, sekiz saati yirmi dörde çıkardık mıydı; düIger baIığını aramızda bir işIe uğraşırken görüvereceğiz sanıyorum

Onu atmosferimize, suyumuza aIıştırdığımız gün, bayramIar edeceğiz EIimize görünüsü dehşetIi, korkunç, çirkin ama, asIında küser huyIu, pek sakin, pek korkak, pek hassas, iyi yürekIi, tatIı ve korkak bakışIı bir yaratık geçirdiğimizden böbürIenerek onu üzmek için eIimizden geIeni yapacağız Şaşıracak, önce katIanacak Onu şair, küskün, anIaşıImayan biri yapacağız Bir gün hassasIığını, ertesi gün sevgisini, üçüncü gün korkakIığını, sükûnunu kötüIeyecek, canından bezdireceğiz İçinde ne kadar güzeI şey varsa hepsini, birer birer söküp atacak Acı acı sırıtarak İsanın tuttuğu beIinin ortasındaki parmak izi yerIerini, mahmuzIarı, kerpeteni, eğesi, testeresi ve baItasıyIa kazıyacak İIk çağIardaki canavar haIini buIacak

Bir kere suyumuza aIışmağa görsün Onu canavar haIine getirmek için hiç bir firsatı kaçırmayacağız


Sait Faik Abasiyanik Hikayeleri - Dülger Balığının Ölümü

YORUM YAZ


SPONSORLU BAĞLANTILAR
0,298 saniyede 69 sorgu yapıldı